|
Gül hemen hemen
dünyanın her yanında yetişirse de en çok
ılık iklimi sever. Gülün çok çeşitli
toprakta, çeşitli sıcaklıktaki
bölgelerde yetişebilmesi, ayrıca,
yetiştirme şartlarına, emeklerine karşı
nankörlük etmemesi binleri aşan gül
çeşidinin meydana gelmesine yol
açmıştır. Ancak, botanik bilginleri
bunların hepsini türlere ayırmanın doğru
olmadığı düşüncesindedirler. Bu
bakımdan, gül türlerinin sayısı 30'la
250 arasında değişir. öte yandan, birçok
gül çeşidi, daha iyilerinin
yetiştirilmesi sonucu olarak kaybolup
gitmektedir.
Güllerin Rengi ve
Kokusu Güllerin rengi ve kokusu çeşidine
göre değişir. Birçoklarının tam gül
kokusunu vermesine karşılık kimisi de
kokusuzdur. Kokulu güllerdeki kokunun
azlığı, çokluğu da her gül cinsinde aynı
değildir. Anayurdu Çin olan bir çeşit
gülün küçük beyaz çiçekleri menekşe gibi
kokar.
Gül renkleri de son
derece değişiktir. Birçok gül çeşidinin
rengi sabit değildir. Işığın, havanın,
toprağın nem derecesinin, iklimin
güllerin rengine etkisi vardır. Bir iki
saat içinde gözle görülecek derecede
rengini değiştiren güller vardır.
Ayrıca, "siyah gül" diye bilinen çeşit
de asla siyah değildir. Bunlar ya koyu
kırmızı, ya koyu kahverengi, ya da koyu
eflâtundur.
Gülün Yetiştirilmesi
Gül, killi-silisli topraklarda iyi
yetişir. Bol ışık ister. Birçok güller
"göz" aşısıyla çoğaltılır. Bu usulde
çoğaltılmak istenen gülün bir gözü
alınarak yabani güle aşılanır.
Yetiştirilmek istenen yeni cinsler
tohumdan elde edilir. Şüphesiz, bu
çok-güç bir iştir; çünkü ancak en iyi
cins güller tohum verir. Bu tohumların
da hepsi işe yarar durumda olmaz.
Gül dikilecek yer, suyu iyi
süzdürmelidir. Güller ıslak yeri sevmez.
Gül dikmeden önce, dikilecek yer iki
hafta önceden 60 sm. derinliğinde
bellenmeli, çürümüş gübreyle
gübrelenmelidir. Gül köklerinin taze
gübreye dokunmasına meydan
verilmemelidir.
Dikme mevsimi gülün
cinsine, bulunduğu yere göre değişir.
Bununla beraber, ilkbaharda dikim yapmak
genel bir kaidedir. Dayanıklı gül
çeşitleri sonbaharda da dikilebilir.
Dikilecek güllerin köklerinin kurumasına
meydan verilmemeli, gerekirse ıslak
örtülere sarmalıdır.
Gülün dikileceği
çukur, köklerin dimdik durmasını
sağlayacak derecede derin olmalı,
dikerken köklerin yan gelmemesine dikkat
etmelidir. Ayrıca, güllerin başka
ağaçların yanında bulunmaması, fazla
rüzgârdan korunması gerekir. İyi gül
yetiştirmek için, hele kurak
mevsimlerde, sulamaya çok önem vermek,
sularken toprağı hiç olmazsa 15-20 sm.
derinliğe kadar ıslatmak ister.
Gül yetiştirmede
budamanın da büyük önemi vardır.
Budamanın güller üzerindeki etkisi
cinsten cinse değişir. Genel olarak,
ilkbaharda ölü, zayıf dalları kesmeli,
kuvvetli dalların da tepelerini belirli
bir yükseklikte keserek ağaca güzel bir
görünüş vermelidir. Yılda bir defa açan
tırmanıcı güllerin budanması çiçek
açtıktan hemen sonra yapılır. üstelik,
bunların geçmeye başlayan çiçekleri
koparılıp temizlenmelidir. Böylece,
kalan çiçeklerin kuvvetli olması
sağlanır.
Güllerin çeşitli
hastalığı vardır. Bunların başında
mantarlardan doğan hastalıklar gelir.
Hemen hemen gülün yetiştiği her yerde
boz-beyaz bir mantara rastlanır. Bu,
pudra gibi, yaprakları, gövdeyi sarar.
Bakır ve kükürt eriyiklerini ya
püskürtmek, ya da toz halinde serpmekle
önlenebilir.
Gül biti de her yerde
görülen bir asalaktır. Bitkinin
yapraklarına dadanır. Bunları önlemenin
çaresi nikotin eriyiği veya başka böcek
öldürücü ilâçlar püskürtmektir. Güllere
dadanan çeşitli tırtıllar, daha başka
böcekler için DDT kullanılır.
Gülyağı ve
Gülyağcılık
Gülyağı, gülün özel
kokusunu meydana getiren bileşiktir. Saf
halde kirli sarı renkte olan, 30 de
hafif hafif kaynayan bir sıvıdır.
Gülyağı taze çiçekten
elde edilir. Çiçekler tamamen açılınca
toplanır. Topraktan yapılmış, "karni"
denilen özel kaplar içinde, 75 kg. su
içine 1 kg. gül yaprağı konarak
kaynatılır. Burada elde edilen
gülsuyudur. Gülyağı, bu gülsuyunun özel
şekilde damıtılmasıyla elde edilir. Bir
ton gülden ancak 300 gr. gülyağı çıkar.
Gülyağcılığın ilk
defa İran'da başladığı bilinmektedir.
Gülsuyunu Batı'ya İslâmlar tanıtmıştır.
Gülyağı da XVII. yüzyılda Türkler
tarafından Batı'ya götürülmüştür. Bugün
gülyağcılıkta başta gelen
Bulgaristan'daki gülyağcılık
dedelerimizin bıraktığı bir yadigârdır.
Yurdumuzda da, bilhassa Isparta, Burdur
dolaylarında, bol miktarda gülyağı
çıkarılır, dış ülkelere satılır. Tunus,
Hindistan, Fransa da gülyağcılıkta başta
gelen memleketlerdir.
Gülgiller. — Bitkiler
âleminin en önemli familyalarından
biridir. Bu bitki familyasında 2.000
cins ağaç ve çalı vardır. Gülgillere
giren bitkilerin en önemlileri, bu
familyaya adını veren gülden başka elma,
armut, kayısı, şeftali, kiraz, eriktir.
Birçok süs bitkileri de gülgillerdendir. |